dropdown

0-4 ay bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
0-4 ay bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mayıs 2016

4. AY DOKTOR KONTROLÜ | UYKU EĞİTİMİ

 
Biz 29 Nisan 2016'da Kerem'in 4. ay kontrolüne gittik Murat Bey'e... aşağıda doktor kontrolümüzün özeti var, anca yazabildim :)
  • Kerem 7200gr, 66cm olmuş. 
  • 600-800gr arası almış olması bekleniyordu, Kerem 600 gr almış. Bundan sonra her ay 500gr alması bekleniyor.
  • 2. Rotavirüs aşısını oldu. Üçüncü rota aşısı 6. ayda olacak.
  • 5. ayda yastıklarla destekli oturtabilirmişiz.
  • Salyaların en çok olduğu ay 4. ay.
  • Bol bol çığlık atmalara başlayacak, sesini dalgalandırarak, 5. ayın sonuna kadar bu ses denemelerine başlayacak. 7. ve 9. ay arası bir sessizlik başlayacak. 9. aydan sonra mama dede baba kelimelerine başlayacak.
  • Emzirirken en ufak bir ses veya çıtırtıya emmeyi bırakıp dönüp sesin geldiği yöne bakacak, 4. ayın sonuna kadar sürecek.
  • 5-6. ayda yüz üstünden sırtüstüne dönecek.
  • 15 gün içinde birşey uzattığınızda bilinçli şekilde yakalaması lazım.
  • -18 derecede sütler 6 ay kalabilir. 
  • 4. aylık bebekler 12-13 saat uyur günde.
  • 5. aydan sonra gündüz uykuları çok artacak. Öğleden önce 1-1,5 saat, öğleden sonra 1-1,5 saat akşamüstü yarım saat uyuyacak. Gece de sık sık kalkma başlayabilir.
  • Arabada ana kucağında oturmamasının sebebi araç tutması olabilirmiş. Bebekler anca 2-3 yaşına geldiklerinde araç tutması nedeniyle kustuklarından şu aşamada bunu anlamak mümkün değil.
 4. AY DEMİR TAKVİYESİ
  • 4.ay'da her bebekte kansızlık olur. Anne'nin kemik iliğinden doğuma girerken bebeğe vermiş olduğu sıfır kilometre kan hücreleri var. Kırmızı kan hücreleri (eritrositlerin) ömrü 120 gün. Bebek kendi kan hücrelerini üretebiliyor ama her bebekte geçiş aşamasında fizyolojik kansızlık olur. Polyvisol with Iron kullanabilir. Bizim doktorumuz 6. ayda ek gıdaya başlıyor, yoğurt peynir ile, bir reaksiyon var mı diye bakıyor ve sonra 7. veya 8. ayda kan tahlili yapıp ona göre demir takviyesi yapıyormuş. O yüzden aile hekimliğinden verilen Vegaferon'u şimdilik almıyor Kerem.
4. AY UYKU EĞİTİMİ
  • İnsanlar geceleri 3 saatte bir uyanırken, 5. aydan sonra bebeklerin uyku düzeni değişerek 1,5 saatte bir uyanmaya başlarlar. Mama alan bebekler uyanıp aynen uyumaya devam edebilirken anne sütü alan bebekler nasıl uyutuldularsa (memede, sallanarak, gezerek, pusette, arabada) aynı şekilde tekrar uyutulmayı beklerler. O nedenle memede veya gezdirerek uyutmamalı, yatağında kendi kendine uyuması gerektiğini ona öğretmemiz lazım. Yoksa emmeyi bıraktıklarında anca kendi kendine uyumayı öğreniyorlar.
  • Uyumayı öğretmek için gündüz nasıl uyutuyorsak, gece de aynı şekilde uyutmalıyız. Gündüz ve gece odasına gidip, perdeleri panjurları kapatıp orda emzirmeli ve memede uyumasına yakın yatağına koymalıyız. Ben de bir köşeye geçip oturmalıyım, bebek beni görmeli ama ben ona dokunmamalı veya pış pış yapmamalıyım. Bebek orda ağlaya ağlaya uyumalı. Bu şekilde uyumayı öğrenecekmiş. Uyumayı öğrenmesi 3 gün sürermiş ve 45 dakikaya kadar ağlayabilirmiş.
  • Yatağında uyutamazsak 9.ay'da tutunup ayağa kalkmaya başladığında, yatağından atlayarak çıkıp yanımıza gelebilirmiş.
  • Ağlayarak herşeyi yaptırabileceği algısını kırmak lazım.
  • Akşamüstü 6'dan sonra çok uyutmamalıyız. 7.30 banyo, 8'de odasında uyutmaya başlamalı. Uyku öncesi çok uyarmamalıyız bebeği. Evde misafir varsa kucaktan kucağa gezdirirsek bir daha uyutamayız. O nedenle sakin tutmamız gerekiyor.


20 Nisan 2016

17. HAFTA | Hafta Hafta Bebek



Hafta hafta bebek'te genel bilgilerdense Kerem'in ne yaşadığını anlatıyorum. 17. hafta içinde Kerem'in ne yaşadığı ve spesifik olarak neler yaptığı ile ilgili kayda değer bilgiler aşağıdaki şekilde; 

  • Bu hafta ellerini inanılmaz çok yedi. Nerdeyse bütün yumruğunu ağzına soktu, her yer tükürük.
  • Sırt üstünden yüzüstüne biraz yardımla dönüyor ve altta kalan kolunu artık tek başına kurtarabiliyor.
  • Yüzüstü yatarken de artık dizini hafifçe kırıp yerden destek almayı öğrendi. Aynı taraftaki koluyla da yeri iterek yarıya kadar dönüyor.
  • Nerdeyse hergün, bazı günler günde 2 kere kaka yaptı.
  • Uyku düzeni baya bozuldu. 8 gibi yatıp 1 saat sonra nerdeyse hep kalktı. Kucağıma alır almaz 2dk içinde tekrar uykuya daldı. Bazen geri koyduktan sonra 1 kez daha kalktığı oldu. Bazen gece 11de emmek için kalktı. Bazen 2de kalktı ama sabah 5 seansı hepsinde vardı. Ve sabah 6.30da genelde güne başladı.
  • Resimlere, tablolara çok bakıyor.
  • Kahkahaya benzer birşey yapmaya başladı. 
  • Arada sırada çığlık atıyor. Yani tiz sesler çıkarmayı öğrendi :)
  • Aynada kendine çok gülüyor.
  • Tam uyku saatine denk getirirsek arabada uyuyabiliyor. Pusetinde etrafına bakınmaya başladığı için daha çok durmaya başladı
  • Dışarda geçirdiğimiz günlerde etrafını çok inceliyor ve sanırım çok yoruluyor o nedenle 1,5 saat sonra yine uyuyor. Evdeyken 2 saate kadar uyanık kaldığı olabiliyor. 
 
Efe bu hafta Küba'daydı

 
 Artık dışarda zaman geçirmede iyice ustalaştım, pusette alt bile değiştirebiliyorum :)

Uykuyu tutturamadığında bazen öğlenleri benim yatağımda beraber uyuyoruz


 Gün içinde kitap okuyoruz artık, kitaplara alıştırmaya çalışıyorum ki ilerde parçalamasın :)

Yakaladığını ağzına atmakta üstüne yok bu hafta

14 Nisan 2016

"Siz bunu kucağa alıştırdıysanız tabi!" | by Parcali Bulut



Sanırım doğurduğumdan beri (evet artık "doğurdum" diyebiliyorum, nedeni için bakınız Doğum Hikayem) en çok duyduğum ilk soru

1. Sütün yetiyor mu?

Yetmiyorsa napıcan sen mi emziricen? Yetiyorsa nolcak, fazla varsa kendine mi isticen? Mama vermek ayıp mı? Ben hiç vermedim, çok şükür gerek kalmadı ama gerek olsaydı da verirdim. Açlıktan ölsün mü bebek? Tamam anne sütü önemli, ama konu komşu, hastaneye gelen herkes, tanıdığım tanımadığım, sokakta gördüğüm teyze bile "emziriyor musun, sütün yetiyor mu" diye neden sorar, anneyi neden gerer hiç anlamam. Zaten anne dediğimiz kişilik daha anne olduğunun bile farkında değil. Bir panik yaşıyor, sudan çıkmış balık gibi ne olduğunu anlamış değil, tecrübe sıfır, bebek zaten ota boka ağlıyor, bir de elalem olan azıcık sütü de kesilsin diye anne'yi gerdikçe geriyor. "Hmm sütün su gibi, yaramıyor demek ki... aç bu aç"... 



Küçük bir not: Mama vermediysem Efe sayesinde. Yoksa ben kafama göre dayamıştım çocuğa mamayı. Sanki aç gibi geliyor, sütüm yeterli miktar çıkmıyor gibi geliyordu. Internette gerekli gereksiz o kadar çok bilgi var ki. 3 haftalık bebek 60-150mL süt içer yazıyor. Yuh yani... 4 aylık oldu hala 150mL içmiyor, hangi bebekmiş o 3 haftalık 150 içen. İnsanı bunalıma sokar. Velhasıl bu gazla devamla emzirdim, memeleri de mahvettim ama tosun 28.gün beklenenden daha fazla kilo almıştı. Ama Efe olmasa belki de sütüm bugünkü gibi olamazdı.

 
İkinci soru da geliyor...
2. Uyuyor mu?

Hayır bizimki zombi, hep ayakta geziyor. Uyumuyorsa nolacak, senin mi uykuların kaçacak? Sen mi gece kalkıp uyutmaya çalışıcan? Veya kendi çocuğunla torununla kıyaslayıp "aaa bizim ki hep uyurdu, hay allah niye böyle oldu sizinki" diye anne'nin moralini daha da bozup "schadenfreude" mi yaşayacaksın? (Deyim Almanca... başkasının mutsuzluğundan mutlu olmak demek). İnsanımız çok acayip, kendisine uzaktan yakından dokunmayanı merak ediyor. Uyuyorsa napıcan, hasetinden çatlayacan herhalde.


Veee.... son zamanların en popüler sorusu...



3. Kucağa mı alıştı bu?

Ya nereye alışacaktı teyzecim? Sıcacık rahmimden yeni çıkmış, kendini dünyada geçirdiği ilk 3 ay zaten hala anne karnında zannediyorsa bu kuzu, sen söyle nereye alışsın? Yerde yatmaya mı? Tabiki kucağa alışacak, anne kokusu veya bir insanın sıcaklığını isteyecek. Yapışacak koala gibi, gömecek burnunu ya koltukaltına, ya boynuna, orda yaşayacak. Kalp atışını kendisine ninni yapmadan rahat edemeyecek.


Kabul ediyorum ilk başlarda çok moralim bozuluyordu. Bu çocuk niye pusetinde durmuyor diye. Ve kabul, şu anda da tabiki pusetinde dursa çok sevinirim, çünkü sırtım belim kopmuş durumda. Ama şöyle bir düşününce bebeğe hak verdim. Sırt üstü yatıp sadece gökyüzünü göreceğime, anneme yapışık gezip, onunla aynı seviyeden dünyayı görmek bana da daha eğlenceli gelirdi. İşte bunu kabul ettiğim an, herşey değişti. Kerem'le hayat benim için çekilebilir, hatta eğlenceli oldu. Çünkü beklentilerim değişti. Artık biliyorum ki bu bebek pusetinde 45dk uyuyacak sonra da kucağımda durmak isteyecek. Ben de bütün gezme planlarımı onun uyku düzenine göre yapıyorum. O uyurken yürümeyi tercih ediyorum. Uyandığında da bir Cafe'de oturmayı. Artık kucağımda destekli oturabildiği için gittiğim cafelerde Kerem kucağımda yemek de yiyebiliyorum, çay da içebiliyorum.





Evet, çokça ayakta dolanmak zorunda kalıyorum, Kerem kucağımda yürüyorum, onu gezdiriyorum, deyim yerindeyse onun ayakları ben oluyorum, veya annem, veya kayınvalidem, veya Efe. Artık kim kim çıktıysak... dönüşümlü gezdiriyoruz Kerem'i. Çok da mutluyuz, O'da biz de. Yeter ki o ağlamasın, ağlamadığı müddetçe bir problem yok.




Geçen gün Zanzibar'da Merih Anne kucağında Kerem'le gezinirken, bir teyze hemen laf attı "Anneanne misiniz?" Hayır, dedi Merih anne, Babaanneyim. Kadından gelen cevap... "Hmm, e babaanne kucağa alıştırdıysa tabi!"... Laf soktu balkabağı! Sıkıysa alma kucağına, öyle bir ağlıyor ki yer gök inler. Kaldı ki yazık değil mi? Niye ağlatayım? Babaanne falan değil, bizzat ben alıştırdım kucağa, var mı itirazı olan :)

Kucağa alışmayan bebek bir şehir efsanesidir. Ben, uyanıkken, annesinin yanında pusetinde oturan bebek görmedim. Belki yaşına geldiklerinde veya daha büyükler oturur, ama "bebek" hiç görmedim. Bence bunu görmek anormal olur zaten. Napıcak zavallıcık orda tek başına, ne dönebilir, ne kıpırdayabilir, tabiki bir eğlence isteyecek. En güzel eğlence de insan.



Ve herkes bebeklerini kucaklarında taşıdığı için sanırım bir diğerine salık veriyor; "Aman kucağa alıştırma!" Oldu... sen yaptın çünkü, ben kesin başarırım. Ayrıca alışsa ne olur? 7 kat el mi bu da ona kötü davrancaz, koyacak yerine, ağlasa da almayacaz. Ben yapmam... yapanı da eleştiririm.. ağlatmayın bebekleri. 

Unutun artık yok öyle bir dünya... bunlar kucağa alışmıyorlar, kucak istiyorlar, sarınıp sarmalanmak, sıcaklık ve sevgi istiyorlar. Çünkü 3 aya kadar hala kendisini sizin içinizde zannediyorlar, 4. trimesteri dışarda geçiriyorlar. Sonrasında da şu koca dünyada bilip tanıdığı 3-5 insan var, güvende hissetmek için temas istiyor tabiki.

Bence doya doya da alın kucağınıza.... Kerem benim bu hayattaki tek çocuğum olacak (büyük ihtimalle - 2.ye hamile kalırsam vurun beni zaten... aynı şeyleri bir daha yaşadığımı düşünemiyorum). Ve zaman da hızla akıp gidiyor... gün geçtikçe de daha tatlı bir bebek oluyor... ve insanlar hep diyor... sev öp kokla, sonra istesen de gelmeyecek kucağına. 

En azından ben böyle düşünüyorum.




13 Nisan 2016

16. HAFTA | Hafta Hafta Bebek



Hafta hafta bebek'te genel bilgilerdense Kerem'in ne yaşadığını anlatıyorum. 16. hafta içinde Kerem'in ne yaşadığı ve spesifik olarak neler yaptığı ile ilgili kayda değer bilgiler aşağıdaki şekilde;

  • Bu hafta Kerem'in oldukça dışarıda gezerek geçirdiği bir haftaydı. Dolayısıyla rutinini sokakta da devam ettirmeye çalıştım ve sanırım başarılı da oldum diyebilirim.
  • Bu hafta ilk defa Polonez Brasserie'ye girdiğimizde, pusetinde kendi kendine uyuya kaldı
  • İlk defa dilini çıkardı. İlerleyen günlerde de benim yemek yerkenki abartılı çiğneme hareketlerimi pür dikkat izleyerek taklit etmeye çalıştı, arada dilini belirgin şekilde çıkartıp ağzını açıp kapamaya çalışıyordu.
  • Dönencenin hayvanlarını yakaladı ilk defa. Öyle bi tuttu ki dönemedi mekanizma.
  • Kendi kendine sırt üstü yatarken yarıya kadar dönebiliyor artık. Birinin yardımıyla da (popodan iteklemek suretiyle) tamamen yüzüstüne dönmüş oluyor. Kolu altında kalıyor tabi ama bir kere kolunu kendi kendine kurtarmayı başardı.
  • Dışarda geçirdiğimiz günlerde uyku saati geldiğinde kısa sürede üstümüzde (kucakta veya omuzda) uyuya kaldı ve pusetine yatırdığımızda uyumaya devam etti
  • Kaka bu hafta biraz sekteye uğradı. 2 günde bir yaptı bir kere. Diğer günler her gün vardı
  • Geceleri 4-5e kadar deliksiz uykusu bu hafta biraz bozuldu. Uzun bir aradan sonra ilk defa gece 23:00 gibi bir iki gece kalktı süt içip yattı. Onun dışında da bu haftanın çoğu gecesi sabah 03:00 civarı uyandı, 05:00 gibi tekrar uyandı ama kendi kendine uyudu ve sabah 06:30 - 07:00 arası uyandı.
  • Gündüz 3 saatte bir besleniyor artık ve 45dk'lık uykular uyuyor, yaklaşık 2 saat ayakta kalabiliyor.
  • Bir kere 2 saatlik bir öğle uykusu yaptı, birkaç haftadır 1 saati aşan gündüz uykusu görmemiştim.
  • Akşamları son şekerlemeyi 17:00 - 18:00 arasına çektim. 18:00'de besin yüklemesine başlıyorum yani emziriyorum sonra 20:00'de bir daha emzirip yatırıyorum. 20:30'da genelde uyumuş oluyor. 


06 Nisan 2016

15. HAFTA | Hafta Hafta Bebek


Hafta hafta bebek'te genel bilgilerdense Kerem'in ne yaşadığını anlatıyorum. 15. hafta içinde Kerem'in ne yaşadığı ve spesifik olarak neler yaptığı ile ilgili kayda değer bilgiler aşağıdaki şekilde; 
  • Kerem bu hafta gece uykusunda hep sadece 1 kere kalktı.
  • Gece uykusunun ilk kısmı da ortalama 8 saat sürdü. 8,5 saat sürdüğü de oldu. Genelde sabah karşı 5 gibi uyandı. Bu bir ilk!
  • Gece uykusunun ikinci kısmı nispeten daha kısa oldu. Güne bir kere 07:30'da başlasa da, genelde 06:30 ila 07:00 arası uyandı.
  • Bu hafta günde 2 kere kaka yaptığı çok oldu. İlki sabahın erken saatleri, ikinci de banyodan önce.
  • Saatler alındığı için artık banyo saati 19:30 ve yatma saati 20:30 oldu.
  • Banyo'da dayanabilsin diye her akşamüstü 17:30- 18:30 arası Kerem'i uyutmaya çalışıyoruz, artık 15dk da olur 45dk'da yeterki azıcık uyusun. Yoksa 19:00'da uykusu geliyor.
  • Bana sanki bu hafta biraz az emdi gibi geliyor. Sanırım bu algı gece çok uyuduğu için oluştu. Gün içinde de 2 meme yerine tek meme emip doyduğu çok oldu. Zorlarsam fazla içtiğini mutlaka kusuyor, o yüzden artık zorlamıyorum.
  • Beni artık sadece gözleriyle değil başını da sağa sola döndürerek çok güzel izliyor.
  • Aynalara bakıyor ve aynaya beraber baktığımız zaman kahkaha sesine benzer bir ses çıkarmaya çalışarak gülüyor, ağzını kocaman açarak.
  • İnsanlara da gülüyor artık, oldukça güleç :) 
  • Bazen insanlara gülerken yüzünü omzuma gömüp utanıyormuş gibi yapıyor. 
  • Evdeki ana kucağında çok daha uzun oturuyor artık.
  • Uçak oynadığımız zaman artık ufak ufak gülüyor, eskisine göre daha az tedirgin
  • Oyuncaklarını çok iyi yakalamaya başladı ve ağzına götürebiliyor artık.

05 Nisan 2016

Boba 4G Kanguru ile kucak delisi bebe taşımak | Bebek Bakım Bilgileri 4

 

Benim bebeğim pusette durmuyor... Yok valla durmuyor. Kucak istiyor. Eğer yolda bebeği üstüne asılı bir şekilde boş bir bebek arabası süren bi kız görürseniz... işte o benim! Arabada ana kucağı'nda da (oto koltuğu olan) durmuyor ama o ayrı bir yazı konusu.

Bugün Yoga sınıfından kızlarla buluştuk... ve ben günü gene kanguru ile noktaladım.


Aslında hakkını yememem lazım. İlk haftalarına göre kıyaslarsam, pusette kalma süresi gittikçe artan bir trend içinde. Önceleri yarım saat ile başladığımız bu yolculuk şimdilerde 1 saati bulabiliyor. Ama sanmayın ki sakin sakin etrafına bakınıyor. 1 saati anca pusette uyuduğunda görebiliyoruz. Yoksa ayık bir şekilde en fazla 10 dakika duruyor, sonra basıyor çığlığı. Sıkıysa alma onu ordan. Birileri etini sıkıştırıyor sanki, öyle bağırıyor. Minik miyavlama sesine benzeyen ağlaması 5 dakika sonra katıla katıla ağlamaya ve ciyaklamaya dönüyor. Öyle ağlıyor ki arada nefesi kesiliyor gibi oluyor. Sanıyorsun bayıldı kaldı, hayır, sadece soluklanıyor. 1 dakika geçmiyor ki o tiz çığlık yeniden duyulsun.

Bütün bebekler arabada/pusette uyur diye bilirdim ben... Haliyle benim bebeğim böyle çıkınca şok oldum ve isyan etmedim değil! "Allahım neden ben?!" İlk tepkim, "bu çocuk bu pusette rahat değil, başka puset alalım" oldu. Fakat Kerem'in ara ara da olsa pusetinde/ana kucağında gayet rahat yarım saati bulan uyuması, bazen de kıçına iğne saplıyormuş gibi bağırmaları beni ikilemde bıraktı. Çocuk çelişkili mesaj veriyor, tutarlı değil. İkinci puseti de alıcam, elimde patlayacak, olan yine bana olacak, dedim, vazgeçtim.

Bu durum karşısında ne mi yapıyorum? Bebeğimi tabiki ağlatmıyorum. Hem ağlatmak istemediğimden, hem de belli bir eşiği geçtikten sonra sinir krizine bağladığından kabak yine benim başıma patladığından... çünkü o eşiği geçtikten sonra bebeğimi sakinleştirebilmek normalden 5 kat daha uzun zaman alıyor. Kucağıma alsam da fayda etmiyor, tam sustu derken, herhalde yaşadığı travma aklına gelip kulağıma kulağıma yine basıyor çığlığı. Ne olduğunu anlamak mümkün değil, artık kucakta ama hala huzur bulamamış, içini çeke çeke bir hal oluyor. Sonra taşı 1 saat daha kucağında.

Peki nasıl ağlatmıyorum? Tabiki kucağıma alarak. E ama bendeki de sırt, bendeki de bel. Resmen kas yaptım ama yine de bir sınırım var. Çözümüm...Kanguru!

Uzuun araştırmalarım sonucunda bebeğimizi üstümüzde taşımak için ne alacağıma karar verdim. "Biz" diyorum çünkü Efe'yle dönüşümlü kullanıyoruz. Yorulan diğerine devrediyor.

Kararım Boba 4G yenidoğana uygun Kanguru! 
Yeni doğana uygun çünkü kanguruyu Kerem 26 günlük olduğundan beri kullanıyoruz. O zamanlar amacım daha çok ev içinde kucağımızda taşımaya bir çözüm bulmaktı, çok fazla dışarı çıkmıyorduk ilk haftalarda ama aldığımız ilk akşam bu kanguru parasının hakkını vermişti zaten.



Şu anda ise dışarıya kangurum olmadan asla çıkmıyorum. Çünkü pusette başladığımız yolculuk mutlaka dönüş yolunda kanguruyla son buluyor. Kanguru olmazsa, bildiğin kucağımda taşımak zorunda kalıyorum, aşağıdaki gibi! O da sırtımı çok ağrıtıyor.


14 Ocak'ta tuniko.com'dan siparişini verdiğim Boba'm 18 Ocak'ta eve gelmişti. Haftasonuna denk gelmeseydi çok daha hızlı gelecekti. 

Öncelikle sling mi, yoksa kanguru mu diye çok gittim geldim. Hamileliğimin son haftalarından beri bu konuyu okuyorum. Çeşitli blogları, kadınlar klubü forumunu, instagramdaki insanların yorumlarını okudum, herbir ürünün nasıl kullanıldığını youtube videolarından izledim. Ve sonunda Boba 4G'de karar kıldım. Neden mi? İşte nedenleri. Öncelikle Sling nedir bir bakalım.

SLING
İngilizce bir kelime olan "sling" aslında askı demek. Sling vücudunuza bağladığınız kumaş için kullanılan terim.Bu slinglerin çeşitleri var.

Wrap Sling:
İngilizce bir kelime olan "wrap" aslında örtü veya şal demek. Uzunca bir kumaş parçası aslında ama kumaş ve dokuma özellikleri biraz daha farklı tabiki. Mantık olarak, tarlada çalışan kadının bebeğini kendisine bağlaması ile aynı. Bebeği gövdenize yaslayıp, bacaklarını M pozisyonunda açıp, kumaşı kendinize sara sara bebeği üstünüze asıyorsunuz. Veya yine farklı dolama yöntemleri ile bebeği kucakta taşıyormuşcasına da üstünüze bağlayabiliyorsunuz. Çeşitli markaların "wrap"leri var. Bunlar arasında benim karşıma çıkanlar:
Neko wrap
Boba Wrap
Mei Tai Wrap (bu biraz daha farklı bağlanıyor ama yine de aynı mantık)

Bence wrap slinglerin dezavantajı bağlamalarının biraz zor olması. En azından alışana kadar. Bir de, belki de en önemlisi, o kadar kumaşı kendime dolarsam sıcaktan pişerim ben. Zaten önümüz yaz ve Nisan itibariyle burda havalar ısınır o nedenle pek kullanamam diye düşündüm.

Ring (halka) Sling:
Bu terim genelde tek omuz üzerine asılan bir kumaş parçası için kullanılıyor. Askı ayarlarını kendiniz bağlayarak yapabileceğiniz gibi, ring slinglerde askı ayarlarını halkalar yardımıyla yapabiliyorsunuz. Sling'ler özellikle anneler tarafından yeni doğan bebeklerini taşımak için tercih ediliyor çünkü anne kucağındaymış gibi taşınabiliyor ama eller boşta kalıyor. Aynı zamanda bebeğin omurga yapısı için daha ergonomik olduğuna inanılıyor. Ring sling grubuna mı giriyor emin değilim ama Baba Sling baya bir aklıma yatmıştı. Bağlama derdi nispeten yok, hazır ve pratik.

Benim ring sling almak istememe sebebim, ağırlığı tek omuza bindirmesi ve bebek büyüdükçe kullanımının ağırlık sebebiyle zor olması. Aynı zamanda bebek büyüyünce kucak pozisyonunda gezmek istemeyecek, etrafı da daha çok görmek isteyecek diye düşünmüştüm. 

KANGURU
Ben hemen kullanmak istediğim için yenidoğana uygun bir kanguruda karar kıldım. Çünkü 2 farklı ürün almak istemedim. Yeni doğan döneminde kullanmak için sling alsaydım bir de üstüne mutlaka kanguru alacaktım. Onun yerine yenidoğanlar için de uygun olan Boba 4G aldım. İçindeki yastıkçığı sayesinde bebeği rahatça kanguruya koyabiliyorsun ve bacakları da kangurunun içinde kalıyor. Ağırlığı 4.5 - 5 kiloyu geçtiği zaman da yastıkçığı açıp bacaklarını M pozisyonunda ama yine kangurunun içinde kalacak şekilde yerleştiriyorsun. 4 yaşına kadar kullanılabilir diyorlar. Çocuk zaten yürüyünce çok gerek olmaz ama sırtta taşıma özelliği olduğu için hoşuna da gidebilir. Kısaca ben bir kere alayım tam olsun dediğim için aldım ve çok da memnunum.

Boba 4G gibi olan yerli üretim Momfortbaby diye bir marka daha var ama onun yeni doğan aparatının kullanımı bana biraz zor geldi. Boba'nın entegre yastığına göre biraz daha yer kaplayan bir düzeneği var. O nedenle tercih etmedim.

Sosyal medayada ise çoğunluk kanguru seçiminde Ergo360 diyor ama o da 4. Aydan sonra önerildiği için alamadım. Baby Björn de önerenler var. Ama kesinlikle Stokke, Chicco, Kraft almayın. Onlar rahat değil. Sosyal medyada okuduğum çoğunluk böyle diyor, onların yalancısıyım ;)

30 Mart 2016

Bebeği kendi odasında yatırmak! | by Parcali Bulut

Kerem artık 3 ayını doldurdu. Kerem en başından beri bizim odamızda bir beşikte yatıyor ve 1 aylık olduğundan beri yüzüstü uyuyor. Böylece 2 aydır tecrübe ettik ki, yüzüstü uyumasında bir problem yok, kafasını çok güzel çeviriyor, uyurken bir sıkıntı olmuyor.

Aslında hiç böyle bir niyetim yoktu. Bütün olay beşiğe yaydığım çarşafın baya pislendiğini görmemle başladı. Sonra bir farkettim ki beşiğin yan korumalıklarını ilk yıkayıp taktığımdan beri bir daha yıkamamışım. E 3 ay olmuş! Hemen yıkayayım dedim tabi, söktüm bütün tekstili. Ama tabi akşamüstü olmuştu ve tabiki Kerem'in yatma saati geldiğinde kurumamışlardı. Önce başka çarşaf yayayım dedim ama başka yan korumalığım yoktu. E Kerem elini kolunu çarpar... napicam. Bari bu akşam yatağında yatsın dedim.

25 Mart 2016 - Kerem kendi yatağında dönenceyle oynuyor


İlk doğurduğumda, hatta doğurmazdan evvel kafamda bir tarih vardı odasını ayırmak için. 3 ay! Ama doktorumuza danıştığımda bana, kendi kendine dönmeye başlayana kadar, yani 4-5. ayına kadar sizinle yatmasında fayda var deyince, ben de kararımı revize etmiştim.

Efe en başından beri, benim, bebeğinden ayrılamayan, beraber yatan ve odasını ayırmayı başaramayan annelerden olacağımdan çok korkuyor. Nedeni ne, derinde ne gibi düşünceler var bilemiyorum. Ama en başından beri ona merak etmemesini, zaten odasını belli bir zaman sonra ayıracağımı, ilk başlarda habire kalkmanın benim için de zor olduğundan yanımızda yatmasının bana kolaylık olduğunu ona söyledim durdum.

İşte o akşam, yeni saate geçtiğimiz 27 Mart Pazar günü, bütün beşiğin tekstilini yıkadıktan sonra, Kerem'i akşam uykusu için odasında yatırdım. Zaten gecede bir kez kalkıyor, 3 gibi, sonra 6, 6:30 gibi kalkıyor ve gün başlıyor, o yüzden çok problem olmaz dedim. Miray'ın bana verdiği telsizi de açtım. Ama o telsiz de bir çekiyor bir çekmiyor. Telsizden ya duyamazsam diye mi, uyurken kusar birşey olur da duyamazsam diye mi nedir, biraz tedirgindim aslında. Ama sonra gerginliğimin asıl nedenini anladım. İçim buruktu benim. Sanki oğlumdan ayrılmış, onu kendi odasına "atmış" gibi hissediyordum. 2 oda ötemizdeydi, ama O'nu şimdiden çok özlemiştim. Ve işin kötüsü, Efe'ye devamlı "öyle bir anne değilim" mesajı verdiğim için, sesimi de çıkaramadım :)  Üzgünüm, ama söyleyemiyorum, öyle melül melül dolanıyorum sadece evde.

Sonra yatmak için odaya çekildiğimizde Efe bana gelip, "yaaa Paraz, şurda uyuyordu ne güzel" deyip beşiği gösterince, "Oh be" dedim :) Ben de bi tuhaf hissediyorum ama söyleyemiyordum dedim, meğer yalnız değilmişim. Efe de kendini kötü hissediyordu. Yanımızdaki boş beşiğe bakıp bakıp gözlerimiz doldu. Roomie'mizi çok özledik çoook.

Bir yandan da 2 aydır ilk defa gece lambalarımızı istediğimiz gibi yakıp, uyumadan önce kitap okuyabildik, ve bu bizi çok mutlu etti. Paraz uyanmasın diye gece ışıkları hiç açmıyorduk, haliyle anca salonda okuyabiliyorduk istediklerimizi. Kerem odasına gidince, bizim odamız bize kaldı :)

29 Mart 2016 - Kerem'le sitede yürüyüş selfie'si


Sadece "1 gecelik" bir ayrılık diye başlamıştım ama, 3 gece oldu hala odasında yatırıyorum onu. Çünkü zaten artık beşiğe sığmamaya başlamıştı. Ve gün gelir de bir anda dönerse, beşikten aşağı düşer diye korkuyordum. Beşiğin içinde reflü yatağı var ve bu yüzden parmaklıklar kısa kalıyor. Park yatak hala annemlerde. Aslında onu eve getirmek istiyorum, böylece Kerem park yatağın içinde yine yanımızda yatabilir. Ama bir yandan da hazır başladım diyorum, bir daha geriye dönüş olmasın... Of bilemiyorum. Kerem'in umru değil, hiç birşey farketmedi, bizimle nasıl uyuyorsa odasında kendi yatağında da aynen uyuyor, çocuk hiç yadırgamadı, zorlanmadı ama ben alışamadım bir türlü.

Evdeki telsiz çok iyi çekmediği için kameralı bir baby monitörü bakıyorum. Çekmiyor diyorum ama geceleri Kerem ağladığında çalışıyor aslında. Sanırım sadece güçlü sesleri bize iletiyor. Ben en ufak bir kıpırtıyı bile duymak istediğimden memnun değilim. Kerem gerçi telsiz olmadan da bize sesini çok güzel iletiyor. Zaten kapılar açık yatıyoruz ve öyle bir bağırıyor ki komşular duyuyordur. 23 Nisan'daki indirimlerde alacağım sanırım, acele etmeyeceğim. Bir de 1 Nisan'da doktorumuza gidiyoruz. Bu odasında yatırma işi için ondan da icazet alırsam sanırım içim daha da rahat edecek.

Not: Evdeki telsiz Motorola'nın MBP11 Dijital Bebek Telsizi.


14. HAFTA | Hafta Hafta Bebek

Hafta hafta bebek'te genel bilgilerdense Kerem'in ne yaşadığını anlatıyorum. 14. hafta içinde Kerem'in ne yaşadığı ve spesifik olarak neler yaptığı ile ilgili kayda değer bilgiler aşağıdaki şekilde; 

  • Kerem bu hafta ilk defa 8 saat uyudu (24 Mart perşembeyi cumaya bağlayan gece). Her zamanki gibi 02.40'ta uyandı. Ben de biraz gerinebilsin diye bu sefer önce sırt üstü çevirdim Kerem'i ama öyle uyuya kaldı. Aralarda vızıklansa da 03.20ye kadar öyle uyudu.7.30 gibi yatmıştı. Yani 8 saate tamamladı ilk defa uykusunu. 26 mart Cumartesi gecesi de 7.5 saat uyudu. Artık genelde 7-7.5 saat uyuyor.
  • Bu hafta öğle uykularını bazı günler biraz uzun uyudu, 2 bazen 3 saate yakın. Bu gece uykusunu etkilemedi. Sadece 5 yerine 4 uyku uyumuş oldu.
  • Hergün mutlaka pusetle dışarı çıkarttım Kerem'i. Bazen sitede turladık, bir iki gün caddeye çıktık. Genelde uyuma saatine denk getirmeye çalıştım. Böylece uykusunu pusette uyudu, hep 40-45dk kadar. Uyandığında da sakin ve mutlu uyanıyordu, 5 dakika sonra da sıkılıyordu. 
  • Pusetini 1 kademe dikleştirdim. Biraz etrafını da seyretmeye başladı sanki. Pusete binince dışarı gideceğini anlayıp susuyor.
  • Hala 2 günde bir kaka yapıyor diyebilirim.
  • 27 Mart Pazar günü yeni saate geçtik ve bu akşam ilk defa Paraz'ı odasında yatırdık.
  • 29 Mart Salı günü ilk defa utanıp birinin koynunda saklanma hareketi yaptı. 
  • Baya bi ellerine bakıp direksiyon tutuyor hareketi yapıyor. 
  • Emme sıklığını biraz azalttım. 2 saatten 3 saate çıkardım. Hatta bir öğünde 4 saat bile dayandı.
  • Hala emzik almıyor